|
5237 sayılı yeni
Türk Ceza Kanunu'nda çalışanlar arasında ayırımcılık
yapılması
Bazı işyerlerinde, çalışanlar arasında, dil, din,
ırk, cinsiyet gibi ayrımcılık olabilmektedir. ABD
gibi bazı ülkelerde çalışanlar arasında ayrımcılık
yapılması halinde çok büyük tutarlarda tazminat
davalarının açıldığı görülmektedir. Ülkemizde de
özellikle erkek ve kadın çalışanlar arasında ücret
ve sosyal haklar arasında bariz bir ayrım olduğu
görülmektedir.
5237 sayılı kanunun "Ayrımcılık" başlıklı 122'nci
maddesinde; "Kişiler arasında dil, ırk, renk,
cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep
ve benzeri sebeplerle ayırım yaparak;
a) Bir taşınır veya taşınmaz malın satılmasını,
devrini veya bir hizmetin icrasını veya hizmetten
yararlanılmasını engelleyen veya kişinin işe
alınmasını veya alınmamasını yukarıda sayılan
hallerden birine bağlayan,
b) Besin maddelerini vermeyen veya kamuya arz
edilmiş bir hizmeti yapmayı reddeden,
c) Kişinin olağan bir ekonomik etkinlikte
bulunmasını engelleyen,
Kimse hakkında altı aydan bir yıla kadar hapis veya
adlî para cezası verilir." hükmü getirilmiştir. Bu
maddeyle korunan hukuki yarar insanlar arasında
hukukun izin vermediği ayrımlar yapılarak, bazı
kişilerin hukukun sağladığı haklardan yoksun
kılınmasının önlenmesidir. Bu suretle bireyler
arasında ayrımcılık yapılmasının önlenmesi
amaçlanmaktadır.
Yapılan bu düzenleme ile kişiler arasında dil, ırk,
renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din,
mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım yapılarak bir
kişinin işe alınmasını veya alınmamasını yukarıda
sayılan hallerden birine bağlama fiili suç olarak
kabul edilmiştir.
Bu maddeye göre, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi
düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri
sebeplerle ayrımcılık yaparak eleman temini suç
olup, bunun dışında bir işverenin yaptığı işinden
memnun olmadığı veya çalışmasını beğenmediği
kişileri işe almamalarının cezalandırılması söz
konusu olmayacaktır.
Yine, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 5. maddesinde ise;
iş ilişkisinde dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce,
felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere
dayalı ayrım yapılamayacağı,
İşverenlerin, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli
çalışan işçi karşısında kısmî süreli çalışan işçiye,
belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli
süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamayacağı,
İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin
sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş
sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının
oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde,
cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya
dolaylı farklı işlem yapamayacağı,
Aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet
nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılamayacağı,
İşçinin cinsiyeti nedeniyle özel koruyucu hükümlerin
uygulanması, daha düşük bir ücretin uygulanmasını
haklı kılmayacağı,
düzenlenmiştir. İş ilişkisinde veya sona ermesinde
yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davranıldığında
işçi, dört aya kadar ücreti tutarındaki uygun bir
tazminattan başka yoksun bırakıldığı haklarını da
talep edebilecektir. (2821 sayılı Sendikalar
Kanunu'nun 31'inci maddesi hükümleri saklıdır.)
Ancak, işverenin yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı
davrandığını işçi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak,
işçi bir ihlalin varlığı ihtimalini güçlü bir
biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda,
işveren böyle bir ihlalin mevcut olmadığını ispat
etmekle yükümlü olacaktır.
Resul KURT
resulkurt.com |